Düşünüyorum.. Düşünüyorum.. Sonra tekrar biraz daha detaylıca, farklı bir bakış açısı görmek, bulmak istercesine düşünüyorum.. Her boyutunu, her sonucunu, tüm detaylarıyla düşünmeye çalışıyorum.. Ve bu cycle'ı hayatımdaki her alan için tekrarlıyorum.. Bir kez daha bir kez daha ve bir kez daha..
Ben hep planlı bir insan oldum.. Öylesine asalak gibi yaşayanlardan olmamaya ant içmişçesine.. Şimdi öyle garip bir dönemece geldim ki, yaptığım planların her biri atlamış yüzüyolar.. Birbiriyle yarışırcasına olimpik bir havuzda en hızlı kim atlıcak yarışması yaparmışçasına.. Hemde öyle planlı bir balıklama, yada artistik bir atlayıştan ziyade, bombalama en çok suyu sıçratmak istercesine atlıyorlar..
Aslında çok şey istemiyorum ben.. Yani işte bir Steve Jobs oluyum mucit oluyum, Yada baharat kız olup David Beckham'la evleniyim falan gibi bir savaş içinde değildim aslında hiç.. Basitti, çok komplike yanları yoktu planlarımın.. 10 ay öncesine geri gidiyorum, tek istediğim her anlamda kendimle örtüşen beni seven sahiplenen, kriterlerime uygun biri olsun, onla çıkalım işte bir süre, sevgilim olsun.. Sonra nişanlanırız, sonra evleniriz, minik minik çocuklar yaparız.. Bi de köpek alırız.. Evimizin bahçesinde köpek bir yana çocuklar bir yana ben bir yana koşturup dururken, adam da tüm sevecenliğiyle gözünde parıltısıyla bizi izlesin.. Simple.. Ama işte, aslında bir o kadar da complex..
Aşkı bir tarafa bırakıp, 2 yıl öncesine gidersem; işe ilk girdiğim dönemler.. İlk heveslerim ilk heyecanlarım.. Kendimi inanılmaz şanslı hissediyodum.. Çok büyük çok kurumsal bir şirkette, tam da benim için biçilmiş kaftan diyeceğim bir iş tanımıyla işe girmiştim.. Hemde tam 8 Mart'ta.. Kadınlar gününde.. - ki bu bir tesadüf olamazdı bence -... Hedeflerim vardı.. Bir an önce belli noktaya gelmeliydim ki, evimin kadını olma moduna geçtiğim zaman elimde bazı title'lar olsun ve işimi yürütmem, yönetmem daha kolay olsun.. Çok emindim 2 senede terfi ediceğime.. Terfi etmek için en kısa süre buydu ve benim gibi bir insan için başarılması en olası noktaydı.. Ama sanırım atladığım nokta, bazen sen ne kadar çabalarsan çabala, insanların kıymetini bilemeyebileceğiydi.. 3 hafta kaldı sadece Mart'a.. Ve benim içimde kalan umut kırıntılarından başka terfime dair elimde hiçbişi yok.. Aşkta olduğu gibi, işte de baştan başlamalı mıdır acaba insan bazen? İşte en büyük ikilemim bu aslında.. Mart'ta planlarım suya düşerse, ne yapıcam.. Nasıl ilerlicem, ne adım atıcam..

Ama yinede işte, pesimistik olmamak istiyorum.. Sonuçta, "Nothing Happens Without A Reason"... Bi yerlerde, doğru hamlelerle bu gidişatı çevirebilirim.. Karanlığı en yoğun hissettiğin an, aslında Işığa en yakın olduğun andır çünkü bence..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder