22 Kasım 2010 Pazartesi

Soulmate

I just read a saying:

“A true soul mate is probably the most important person you’ll ever meet, because they tear down your walls and smack you awake. But to live with a soul mate forever? Nah. Too painful. Soul mates, they come into your life just to reveal another layer of yourself to you, and then leave. A soul mate’s purpose is to shake you up, tear apart your ego a little bit, show you your obstacles and addictions, break your heart open so new light can get in, and make you so desperate and out of control that you have to transform your life.” ~Elizabeth Gilbert




This made me think a lot.. I couldn't decide first. Was this the fact and the ugly truth of "soulmates"? ... What about the fairy tales that were telling us the stories of soul mates for years and years? Were they all lies?!?! Come on.. Don't make me this.. This is even worse than learning that Santa Claus is not real :)

Starting from the early ages, we all grow up believing that one day a prince will come on his white horse then down on his knees, he will beg for our love. At his point, OK, I'm grown up enough to know that this won't happen exactly this way.. But at least can't he come in his white Mercedes and ask me out :)

Even Barbie had a Ken.. Come on.. How can they let us grow in these conditions and then expect us to realize that "soulmates are just to teach life, not to spend life"..

I still believe though.. (and I just broke up with my boyfriend with huge disappointments , but see, I still believe ?!?) Maybe I always wore pink sunglasses, which make me look the world with "such" optimism. But tell me, what's the point on struggling if one day a dream guy won't come?

I think the point is ; the ones who claim that soulmates doesn't exist, or doesn't outlast are the ones who couldn't yet found their soulmates. Maybe they thought they did, but obviously they didn't.

I'm ending this entry (at least for now :) ) with another quote:

A soulmate is someone who has locks that fit our keys, and keys to fit our locks. When we feel safe enough to open the locks, our truest selves step out and we can be completely and honestly who we are; we can be loved for who we are and not for who we're pretending to be. Each unveils the best part of the other. No matter what else goes wrong around us, with that one person we're safe in our own paradise....When we're two balloons, and together our direction is up, chances are we've found the right person. Our soulmate is the one who makes life come to life. "

Take care folks :)

3 Kasım 2010 Çarşamba

SERENDIPITY

"
hiçbir neden yokken,
ya da biz bilmezken tepemiz atmış
ve konuşmuşuzdur…
onca neden varken
ve tam sırası gelmişken
hiçbirşey yapmamış
ve susmuşuzdur…
aynı anda aynı sessiz geceye doğru
içim sıkılıyor demişizdir
aynı sabaha uyanırken
kimbilir
aynı düşü görmüşüzdür
olamaz mı?
olabilir.

onca yıl sen burada
onca yıl ben burada
yollarımız hiç kesişmemiş
şu eylül akşamı dışında

belki benim kağıt param,
bir şekilde, döne dolaşa
senin cebine girmiştir
belki aynı posta kutusuna,
değişik zamanlarda da olsa,
birkaç mektup atmışızdır
ayın karpuz dilimi gibi
batışını izlemişizdir deniz kıyısında
aynı köşeye oturmuşuzdur köhnede
belki de birkaç gün arayla
olamaz mı?
olabilir.

onca yıl sen burada
onca yıl ben burada
yollarımız hiç kesişmemiş
şu eylül akşamı dışında.

bostancı dolmuş kuyruğunda
sen başta ben en sonda
öylece beklemişizdir…
sabah 7:30 vapuruna
sen koşa koşa yetişirken,
ben yürüdüğümden kaçırmışımdır
aynı anda başka insanlara,
seni seviyorum demişizdir….
mutlak güven duygusuyla,
başımızı başka omuzlara dayamışızdır
olamaz mı?
olabilir.

onca yıl sen burada
onca yıl ben burada
yollarımız hiç kesişmemiş
şu eylül akşamı dışında
"


İşte bu şarkıydı.. Başladığım, yola çıktığım nokta... Yollarımızın hiç kesişmemiş olması ne kadar da enteresandı.. Bir o kadar da çekici.. Şu Eylül akşamı dışında, tesadüfi bir birlikteliğimiz dahi yoktu.. Çok ilginçti aslında.. Hep küçük küçük diye şikayet ettiğimiz Ankara’da hiç karşılaşmamış olmamız.. Farklılığımızın göstergesi miydi? Farklı hayatlar yaşadığımızın.. Ya da “doğru zamanda doğru yerde karşılaşmak” sözüne bir kanıt mı oluşturacaktık? Hiç bir neden yokken tepemiz atıp konuştuk mu acaba.. Onca neden varken ve tam sırası gelmişken hiçbişi yapmayıp sustuk mu yoksa..

Beraber konuşulmalıydı bence herşey.. Susmak bile birlikte yapılması gereken bir aktiviteydi.. Aşkın amacı buydu.. Anlamı buydu.. Sevmek inadına herşeyi herkesi sevmekti.. Kağıt param belki bir şekilde döne dolaşa onun cebine girmişti.. Düşünsene.. Aynı gökyüzüne aynı anda bakıp aynı şeyleri düşünmüştük belki.. Hiç bilmeden, farketmeden..

Şimdi önemli soru.. Bunlar yeterli miydi?..

Çok düşündüm..

Hala da düşünüyorum..

Belki yeterliydi.. Anlattıklarım tamamen gerçekse yeterliydi..

Ama belkide.. Yok yok belkide si yok aslında..

Tamamen gerçek değildi demekki..

Yollarımız kesiştikten sonrasıydı asıl önemli olan.. Ona inanıp koşup giderken ben, o durduğu yerde kalakalıyordu hep.. 5 adıma 1 adım.. Sonrasında 1 adıma 1 adım.. Sonrasında adım atmamandan rahatsız olmayan biri.. En kötüsü budur belkide.. Evet siyaha, griye boyamadı hiçbişeyi belki, ama bana gökkuşağını da sunmadı…

Oysa aşk gökkuşağını sunabilmekle başlardı bende hep… Her rengini her tonunu tüm yumuşaklığıyla tüm çıplaklığıyla.. Ama aynı zamanda tüm ihtişamıyla! Renklerin bile ihtişamı vardı bence ve ben bunu anlamayana sevgili demezdim.. Sevgili anlardı renkleri.. Seni bulurdu her renkte.. Kırmızı ona canlılığını hatırlatmalı mesela, fıkır fıkır kaynayan içini.. Pembeye baktığında Barbiesiyle oynayan küçük bir kızdaki masumiyeti görmeli sende.. Şefkatlenmeli içi.. Mavi mi, engin bir denizde beraber kaybolma duygusu yaratmalı mesela.. Yada masmavi gökyüzüne elele yerde uzanırken hayallenme isteği.. Beyaz huzur vermeil ona.. aşkınız kadar saf temiz.. Her bir renge bişi yazabilirim aslında.. Hepsini her tonunu anlamlandırabilirim ben..

Ama yapamayanlar? Onları napıcaz.. Bırakıp gitmeli miyiz acaba?

SAVAŞÇI BİR RUHUM BEN ASLINDA.. İstediğim içinde, sevdiğim içinde savaşırım.. Çabalarım.. Ama BOŞA KÜREK ÇEKECEK KADAR DA APTAL DEĞİLİM.. Daha da önemlisi olmamalıyım da..

Neden bu kadar zor oluyor ki.. Bende mi problem.. Ya da nerde sorun? Doğru zaman mı değil? Doğru yer mi değil? Doğru adam mı değil? Yada hepsi birden mi..

DOĞRU ZAMANDA DOĞRU YERDEKİ DOĞRU ADAM NERDESİNN????? Beni gelip neden group bulmuyosunn.. Sana sesleniyorum.. Duymuyo musun?????????