Garantici insanlarız vesselam.. Sonunu bilmek isteriz.. Ama sonunu bilmenin getirdiği heyecansızlıktan da hayıflanırız sonra.. İnsanoğlunun kendini sağlama almasıdır bu bir türlü.. Öylesine korkarız ki canımızın acımasından, hep güvenli huzurlu bir liman isteriz.. Oysa geminin varoluş amacıdır açık denizlerde dalgalarla yüzmek.. Rotanı bilmeksizin bazen yalnızca kalbinin götürdüğü yere gitmek.. Ama ilişkilerde çoğu bir gemi istemez.. Nehir ol ister.. İstediğin gibi çağla, ama yerin yönün belli olsun ister.. Şüphe bir kere düşerse o insanların içine, bir daha çıkmaz.. Kurtaramaz kendini o çukurdan. Hergün seni de bu çukura çeker..
Şüphe, en kötü hastalıktır aslında.. Hayatıma girmiş erkeklerin birçoğu şüpheci oldu bugüne kadar.. Hepsinin ortak korkusu, beni tamamen kendilerine ait, sonsuza kadar emirlerine amade hissetmemelerinden kaynaklandı.. Bu kızı mutsuz edicek, işine gelmicek bişi yaparsak döner gider hayatınada devam eder rahatsızlığı onları hep yedi bitirdi.. Halbuki bunun gayet normal olduğunu, iki tarafından birbirini kaybetme korkusunu korumasının aslında kenetlenmenin ve tutkunun bir parçası olduğunu düşünemediler.. Hep tamamen kendilerinin bana ait olduklarını ne olursa olsun asla beni bırakamayacaklarını bana hissettirdilerki, bende onlara aynısını hissettiriyim.. Ben bunu yapmayınca da şüpheleri iyice arttı.. Büyüdü büyüdü..
İşin en kötüsüde o şüphe hep bir döngüye girer.. Bi kere girdimi bedene, bidaha çıkmak bilmez.. Böylece yaşadığınız en ufak bir problemi, kıskançlık anını bile sonsuza kadar terkedemezsiniz.. Bu önce adamı yer adam kendini, içini yer yer yer bitiririr.. Sonra kadının içini yer - ki bu noktada adamın kadının başının etini yemesinin etkisi de büyüktür. En sonunda da ilişkiyi yer.. Öyle bir ham yaparki, bi bakmışsınızz... A aaaaa? Bitmiş...
I did it my way...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder